Prof. Dr. Kürşat Karadayı
Mide Kanseri Hakkında Genel Bilgi
Mide kanseri, mide mukozasında yer alan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla gelişen malign bir hastalıktır.
Tıp literatüründe “gastrik karsinom” olarak adlandırılır ve sindirim sistemi kanserleri içinde en sık görülen türlerden biridir.
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon yeni vaka saptanmakta ve bu hastalık kansere bağlı ölüm nedenleri arasında ilk beş içinde yer almaktadır.
Mide kanseri genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Erken evrelerde belirti vermemesi, tanının çoğu zaman ileri evrede konmasına neden olur.
Oysa erken tanı konan hastalarda cerrahi veya endoskopik tedaviyle tam iyileşme mümkündür.
Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi ve düzenli kontrollerin yapılması, mide kanserinden korunmanın en etkili yoludur.
1. Mide Kanserinin Oluşum Süreci (Patogenez)
Mide kanseri çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak gelişmez.
Hastalığın temelinde uzun süreli kronik inflamasyon, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin birleşimi yer alır.
Patogenez genellikle “Correa kaskadı” adı verilen aşamalı bir süreci izler:
Önce kronik gastrit gelişir, bu süreç atrofik gastrit ve intestinal metaplazi ile devam eder.
Zaman içinde hücrelerde displazi oluşur ve bu da kansere dönüşebilir.
Bu zincir yıllar içinde ilerler ve her aşama erken dönemde tespit edilirse kansere gidiş süreci durdurulabilir.
Klinik not: Erken evrede yapılan endoskopik biyopsi, bu dönüşüm zincirinin erken halkalarını yakalayarak hayat kurtarabilir.
2. Helicobacter pylori (H. pylori) Enfeksiyonu
Helicobacter pylori, mide zarında yaşayan spiral şekilli bir bakteridir ve mide kanserinin en önemli nedenlerinden biridir.
Bu bakteri, mide mukozasında kronik iltihap oluşturarak hücrelerin DNA yapısına zarar verir.
Uzun süreli enfeksiyonlar sonucunda epitel hasarı, hücre proliferasyonu ve genetik mutasyonlar meydana gelir.
Özellikle CagA pozitif H. pylori suşları, hücre büyümesini uyararak kansere yatkınlık yaratır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), H. pylori’yi Grup 1 karsinojen (kesin kanserojen) olarak tanımlamıştır.
H. pylori enfeksiyonu antibiyotik tedavisiyle ortadan kaldırılabilir.
Bu tedavi, özellikle gastrit veya ülser öyküsü olan bireylerde mide kanseri riskini anlamlı biçimde azaltır.
3. Beslenme Alışkanlıklarının Etkisi
Beslenme, mide kanserinin gelişiminde doğrudan rol oynayan önemli bir çevresel faktördür.
Tuz oranı yüksek, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş et ürünleri kanser riskini artırır.
Bu tür gıdalar, nitrit ve nitrat gibi bileşenler içerir ve bu maddeler mide asidiyle birleştiğinde nitrozamin gibi kanserojen bileşikler oluşabilir.
Ayrıca yetersiz C vitamini, beta-karoten ve antioksidan alımı, mide mukozasının savunma sistemini zayıflatır.
Taze sebze ve meyvelerden zengin bir diyet ise hücre yenilenmesini destekleyerek kansere karşı koruyucu bir etki sağlar.
Beslenme önerisi: Günde en az 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketmek, hem mide sağlığını hem bağışıklık sistemini güçlendirir.
4. Sigara ve Alkol Kullanımı
Sigara, mide kanseri riskini iki katına çıkaran önemli bir yaşam tarzı faktörüdür.
Sigara dumanındaki toksik bileşenler mide mukozasında DNA hasarı yapar ve hücresel onarım mekanizmalarını bozar.
Alkol ise mide zarını tahriş ederek asit dengesini değiştirir ve mukozanın koruyucu tabakasını zayıflatır.
Ayrıca alkol metabolizmasında oluşan asetaldehit isimli madde, doğrudan DNA mutasyonuna yol açabilir.
Sigara ve alkolün birlikte kullanılması, riskin çarpan etkisiyle artmasına neden olur.
5. Genetik ve Kalıtsal Faktörler
Genetik yatkınlık mide kanserinde göz ardı edilmemesi gereken bir faktördür.
Ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan bireylerde risk belirgin şekilde artar.
Bazı kalıtsal sendromlar bu riski daha da yükseltir.
Örneğin Herediter Diffüz Gastrik Kanser (HDGC), CDH1 gen mutasyonu ile ilişkilidir.
Bu gen, hücrelerin bir arada tutunmasını sağlayan E-kaderin proteininin üretiminden sorumludur.
Bu proteinin eksikliği, hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasına neden olur.
Genetik risk taşıyan bireylerde aile öyküsünün dikkatle değerlendirilmesi, gerekirse genetik danışmanlık ve endoskopik takip önerilir.
6. Kronik Mide Hastalıkları ve Önceden Geçirilmiş Problemler
Uzun süreli gastrit, mide polipleri ve pernisiyöz anemi gibi durumlar da mide kanseri gelişiminde zemin hazırlayabilir.
Bu hastalıklar mide mukozasında hücre yenilenme dengesini bozar ve mutasyon riskini artırır.
Ayrıca geçirilmiş mide ameliyatları (örneğin parsiyel gastrektomi) sonrasında kalan mide kısmında da kanser gelişme olasılığı artabilir.
Bu tür hastalarda düzenli endoskopik kontrol, erken tanı açısından büyük önem taşır.
7. Mide Kanserinin Belirtileri ve Erken Bulgular
Mide kanseri başlangıçta genellikle belirti vermez. Bu nedenle birçok hasta, tanı konulduğunda hastalığın ileri evresindedir.
Ancak bazı erken belirtiler dikkatle değerlendirildiğinde hastalık erkenden fark edilebilir.
En sık görülen belirtiler:
- Uzun süren mide yanması veya hazımsızlık hissi,
- İştahsızlık ve erken doyma,
- Nedensiz kilo kaybı,
- Bulantı, kusma,
- Karın ağrısı veya dolgunluk,
- Dışkıda gizli kan veya siyah renkli dışkı,
- Kansızlık ve halsizlik.
Bu belirtiler başka sindirim sistemi sorunlarında da görülebilir, ancak birkaç haftadan uzun sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
8. Mide Kanseri Tanısı Nasıl Konur?
Endoskopi ve Biyopsi
Tanıda en güvenilir yöntemdir.
Endoskopi ile mide iç yüzeyi doğrudan görüntülenir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınır.
Histopatolojik inceleme, tanının kesinleşmesini sağlar.
Cerrahi tedavide yalnızca midenin alınması yeterli değildir; çevredeki lenf bezlerinin (lenf nodlarının) de çıkarılması gerekir.
Çünkü kanser hücreleri çoğu zaman bu bölgelere erken dönemde yayılır ve bu dokuların temizlenmesi, tedavi başarısını belirgin biçimde artırır.
Görüntüleme Yöntemleri
BT (Bilgisayarlı Tomografi), MR (Manyetik Rezonans) ve PET/CT, tümörün evresini ve yayılımını belirlemek için kullanılır.
Laboratuvar İncelemeleri
Kan testleriyle anemi, tümör belirteçleri (CEA, CA19-9) ve H. pylori antikorları değerlendirilebilir.
Bazı hastalarda tümör mide duvarını aşmış veya lenf bezlerine ulaşmışsa, cerrahi tedavi öncesinde neoadjuvan (ameliyat öncesi) kemoterapi uygulanabilir.
Bu yaklaşım, tümörün boyutunu küçülterek ameliyatın daha başarılı yapılmasını sağlar ve hastalığın tekrarlama riskini azaltır.
9. Mide Kanserinden Korunma Yolları
Korunma stratejileri, risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ve erken tanıya yöneliktir.
- H. pylori tedavisi: Bakteri tespit edilen bireylerde antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
- Beslenme düzeni: Tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdalar sınırlandırılmalı; taze sebze-meyve tüketimi artırılmalıdır.
- Sigara ve alkol: Kullanım sonlandırılmalıdır.
- Düzenli endoskopi: Risk grubundaki bireylerde tarama programları uygulanmalıdır.
- Kilo kontrolü ve fiziksel aktivite: Genel bağışıklığı destekler ve kansere karşı koruyucu etki yaratır.
🌱 Sonuç olarak: Koruyucu yaşam tarzı değişiklikleri, mide kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu göstermektedir.
10. Sonuç: Erken Tanı ve Farkındalık Hayat Kurtarır
Mide kanseri; risk faktörleri iyi yönetildiğinde, erken evrede saptandığında ve uygun tedavi planı uygulandığında başarılı bir şekilde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.
Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi, sağlık sisteminin erken tanıya verdiği önem kadar değerlidir.
Prof. Dr. Kürşat Karadayı, mide kanseri ve sindirim sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde hastalarına bilimsel, güvenilir ve kişiye özel çözümler sunmaktadır.
➡️ Detaylı bilgi ve randevu için: prof-dr-krat-karaday.local/