Blog

İnce Barsak Tümörleri Nedir? Türleri ve Görülme Sıklığı

calendar_today 14 Ocak 2026 schedule 5 Dakika Okuma visibility 4 Görüntülenme

İnce barsak, sindirim sisteminin en uzun bölümünü oluşturmasına rağmen tümör gelişimi açısından görece nadir tutulum gösteren bir organdır. Bu nedenle ince barsak kanseri ve diğer ince barsak tümörleri, çoğu zaman tanısı gecikebilen ve belirtileri özgül olmayan hastalıklar arasında yer alır. Karın ağrısı, kansızlık, kilo kaybı veya bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi şikâyetler, genellikle başka sindirim sistemi hastalıklarıyla karıştırılabilir.

Bu yazıda ince barsak tümörlerinin ne olduğu, hangi türlerde görüldüğü ve toplumdaki görülme sıklığı Prof. Dr. Kürşat Karadayı’nın klinik yaklaşımı doğrultusunda bilimsel ve anlaşılır bir çerçevede ele alınmaktadır.

1. İnce Barsak Tümörleri Nedir?

İnce barsak tümörleri, onikiparmak bağırsağı (duodenum), jejunum ve ileum bölümlerinde gelişebilen iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) oluşumlardır. Malign olanlar genellikle ince barsak kanseri başlığı altında değerlendirilir.

İnce barsak, geniş yüzey alanına ve hızlı hücre yenilenmesine sahip olmasına rağmen; içerik geçişinin hızlı olması ve bakteri yoğunluğunun düşük olması nedeniyle kalın barsağa kıyasla daha az tümör gelişimi gösterir. Ancak geliştiğinde tanı süreci çoğu zaman zorludur.

2. İnce Barsak Tümörlerinin Türleri

İnce barsak tümörleri, köken aldıkları hücre tipine göre farklı gruplara ayrılır. Her bir tümör tipi, biyolojik davranış ve tedavi yaklaşımı açısından farklılık gösterir.

Adenokarsinomlar

İnce barsak kanserlerinin en sık görülen türlerinden biridir. Genellikle duodenumda ortaya çıkar. Belirtiler çoğu zaman sinsi seyreder ve geç dönemde fark edilir.

Nöroendokrin Tümörler (NET)

Hormon üreten hücrelerden köken alırlar. Yavaş büyüyebilirler ancak bazı türleri agresif seyredebilir. Karın ağrısı, ishal veya hormonal belirtilerle kendini gösterebilir.

Lenfomalar

Bağışıklık sistemine ait hücrelerden gelişir. Özellikle çölyak hastalığı gibi kronik inflamatuar barsak hastalıkları olan bireylerde daha sık görülebilir.

Gastrointestinal Stromal Tümörler (GIST)

İnce barsağın bağ dokusundan köken alır. Boyut ve mitotik aktiviteye bağlı olarak iyi ya da kötü huylu davranış gösterebilir.

İyi Huylu Tümörler

Adenomlar, lipomlar ve leiomyomlar gibi tümörler genellikle tesadüfen saptanır ve çoğu zaman kanserleşme potansiyeli düşüktür. Ancak bazı adenomlar zamanla malign dönüşüm gösterebilir.

3. İnce Barsak Kanseri Görülme Sıklığı

İnce barsak kanseri, tüm gastrointestinal sistem kanserlerinin yaklaşık %3–5’ini oluşturur. Kalın barsak ve mide kanserlerine kıyasla oldukça nadir görülür.

Görülme sıklığı:

  • Genellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde artış gösterir
  • Erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık izlenir
  • Bazı genetik sendromlar ve kronik barsak hastalıkları riski artırabilir

Nadir görülmesi, hastalığın tanı sürecinde gecikmelere yol açabilmektedir.

4. Risk Faktörleri ve Tanıda Zorluklar

İnce barsak tümörlerinin gelişiminde bazı risk faktörleri rol oynayabilir:

  • Çölyak hastalığı
  • Crohn hastalığı
  • Ailesel polipozis sendromları
  • Uzun süreli inflamasyon
  • Sigara ve alkol kullanımı

Belirtilerin özgül olmaması ve klasik endoskopik yöntemlerle tüm ince barsağın görüntülenememesi, tanıyı zorlaştıran başlıca faktörler arasındadır. Bu nedenle ileri görüntüleme yöntemleri ve kapsül endoskopi gibi teknikler tanıda önem kazanır.

5. Erken Tanının Önemi

İnce barsak tümörlerinde erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Açıklanamayan kansızlık, uzun süreli karın ağrısı, nedeni belirlenemeyen kilo kaybı veya bağırsak tıkanıklığı bulguları mutlaka detaylı şekilde değerlendirilmelidir.

İnce barsak kanseri ve diğer ince barsak tümörleri nadir görülmelerine rağmen, tanısı gecikebilen ve dikkatli değerlendirme gerektiren hastalıklardır. Tümörün türü, yerleşimi ve yaygınlığı tedavi planlamasında belirleyici rol oynar.

6. İnce Barsak Tümörlerinde Evreleme

İnce barsak tümörlerinde evreleme, hastalığın yaygınlığını belirlemek ve en uygun tedavi planını oluşturmak açısından kritik öneme sahiptir. Evreleme genellikle TNM sistemi (T: tümörün derinliği, N: lenf nodu tutulumu, M: uzak metastaz) üzerinden yapılır.

Genel evreleme yaklaşımı:

  • Evre I:
    Tümör yalnızca ince barsak duvarının yüzeyel katmanlarıyla sınırlıdır. Lenf nodu veya uzak organ tutulumu yoktur.
  • Evre II:
    Tümör barsak duvarının daha derin katmanlarına ilerlemiştir ancak lenf nodu tutulumu saptanmaz.
  • Evre III:
    Bölgesel lenf nodlarında tümör tutulumu mevcuttur. Bu evrede hastalık lokal olarak ilerlemiş kabul edilir.
  • Evre IV:
    Karaciğer, akciğer veya periton gibi uzak organlara metastaz gelişmiştir.

Evreleme sürecinde bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR), PET-BT ve bazı olgularda endoskopik ultrasonografi gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.

7. İnce Barsak Tümörlerinde Tedavi Yaklaşımı

İnce barsak tümörlerinin tedavisi; tümörün histolojik tipi, evresi, yerleşimi ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak planlanır. Tedavinin temelini çoğu olguda cerrahi girişim oluşturur.

Cerrahi Tedavi

Cerrahi, hem erken hem de uygun seçilmiş ileri evre hastalarda en etkili ve küratif tedavi seçeneğidir.

  • Amaç:
    Tümörlü segmentin sağlam cerrahi sınırlarla çıkarılması ve bölgesel lenf nodlarının temizlenmesi
  • Uygulanan cerrahi yöntemler:
    • Segmenter ince barsak rezeksiyonu
    • Duodenum yerleşimli tümörlerde pankreatikoduodenektomi (Whipple ameliyatı)
    • Gerekli durumlarda komşu organ rezeksiyonları

Erken evrede yapılan cerrahi girişimler, hastalıksız sağkalımı belirgin şekilde artırır.

Medikal ve Destekleyici Tedaviler

  • Kemoterapi:
    Lenf nodu tutulumu olan veya metastatik hastalarda cerrahi sonrası adjuvan tedavi olarak uygulanabilir.
  • Hedefe yönelik tedaviler:
    Özellikle GIST gibi tümörlerde, tümörün moleküler özelliklerine göre planlanır.
  • Nöroendokrin tümörlerde:
    Somatostatin analogları ve biyolojik tedaviler semptom kontrolünde önemli rol oynar.

Tedavi yaklaşımı genellikle multidisipliner konsey (genel cerrahi, onkoloji, gastroenteroloji, radyoloji) tarafından belirlenmelidir.

8. Cerrahi Sonrası Takip ve Prognoz

Cerrahi sonrası takip süreci; tümörün evresine ve tipine bağlı olarak düzenli görüntüleme ve klinik değerlendirmeleri içerir. Erken evrede tanı alan hastalarda prognoz oldukça yüz güldürücüdür.

Özellikle adenokarsinom dışı tümör tiplerinde (NET, GIST) uzun dönem sağkalım oranları daha yüksektir.

Prof. Dr. Kürşat Karadayı’nın klinik yaklaşımında olduğu gibi, kişiye özel tedavi planlaması ve doğru cerrahi zamanlama, ince barsak tümörlerinde başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer alır.

Binlerce Mutlu Hasta Arasına Katılın

Cerrahi Onkolojide Uzmanlık, Güvenilirlik ve Yenilikçi Yaklaşımlar

call

Telefon

0555 789 65 55

location_on

Adres

Medical Park Gaziosmanpaşa Merkez Mahallesi Çukurçeşme Caddesi No:57/59, Gaziosmanpaşa / İstanbul

İletişim Formu




    Bize Yazın