Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür ve erken teşhis edilmediğinde yaşamı tehdit eden ciddi sonuçlar doğurabilir. Günümüzde tıptaki gelişmeler sayesinde ölüm oranlarında önemli düşüşler yaşanmıştır; ancak hâlâ kadın kanserleri arasında en fazla ölüme yol açan hastalık olma özelliğini taşır. Bu nedenle meme kanseriyle ilgili farkındalık, tarama programları ve tedaviye erişim hayati önem taşır.
Meme Kanseri Nedir?
Meme kanseri, süt bezleri veya süt kanallarındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişir. Zamanla bu hücreler çevre dokulara ve lenf sistemine yayılabilir. Hastalığın erken evrelerinde genellikle belirti görülmez, bu nedenle düzenli mamografi kontrolleri hayat kurtarıcı rol oynar.
Meme kanseri hem kadınlarda hem erkeklerde görülebilir; ancak kadınlarda görülme sıklığı çok daha fazladır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, kadınlarda görülen her dört kanserden biri meme kanseridir.
Meme Kanseri Ölüm Oranı Nedir?
Meme kanseri ölüm oranı, hastalığa yakalanan her 100 kadından kaçının yaşamını kaybettiğini gösteren istatistiksel bir değerdir.
Dünya genelinde ortalama meme kanseri ölüm oranı %14–15 civarındadır. Bu oran, ülkelere ve sağlık hizmetlerine erişim durumuna göre değişiklik gösterir.
Gelişmiş ülkelerde erken tanı programları sayesinde ölüm oranları son 20 yılda %30’a kadar azalmıştır. Ancak düşük gelirli ülkelerde, geç teşhis ve yetersiz tedavi imkânları nedeniyle ölüm oranları hâlâ yüksektir.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre, her yıl yaklaşık 25.000 yeni meme kanseri vakası tespit edilmektedir. Bu hastaların önemli bir kısmı erken evrede yakalanmakta ve tedaviye iyi yanıt vermektedir. Buna rağmen ileri evrede teşhis alan hastalarda ölüm oranı hâlâ yüksektir.
Ölüm Oranını Etkileyen Faktörler
Meme kanserinde ölüm oranını belirleyen en önemli etken, hastalığın teşhis evresidir. Erken evre (Evre 1 veya 2) tanı konulan hastalarda beş yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindedir. Ancak Evre 4 (metastatik meme kanseri) aşamasında bu oran %25–30 seviyelerine düşer.
Ölüm oranını etkileyen diğer başlıca faktörler şunlardır:
- Tümör tipi ve biyolojik özellikleri: Hormon reseptör pozitif (ER+, PR+) olan kanser türleri tedaviye genellikle daha iyi yanıt verir.
- Yaş: 40 yaş altındaki hastalarda kanser daha agresif seyredebilir.
- Genetik faktörler: BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları, hem hastalığın ortaya çıkma hem de tekrarlama riskini artırır.
- Yaşam tarzı ve beslenme: Sigara, alkol, aşırı kilolu olmak ve hareketsizlik, hastalığın seyrini olumsuz etkiler.
- Tedaviye uyum: Düzenli kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavilerini aksatmamak, sağkalımı doğrudan etkiler.
Erken Teşhisin Ölüm Oranına Etkisi
Erken teşhis, meme kanseriyle mücadelede en kritik faktördür. Çünkü tümör henüz yayılmadan tespit edilirse, tedavi başarı oranı %95’e kadar çıkabilir.
Düzenli yapılan mamografi taramaları sayesinde meme kanseri vakalarının büyük kısmı erken dönemde fark edilebilir. 40 yaş üstü kadınların her yıl mamografi çektirmesi, risk grubundakilerin ise 30 yaşından itibaren kontrollerini aksatmaması önerilir.
Erken teşhis sayesinde:
- Cerrahi müdahaleler daha sınırlı olur.
- Tedavi süresi kısalır.
- Yaşam kalitesi korunur.
- Ölüm oranı ciddi şekilde azalır.
Tedavi ve Yaşam Süresi
Meme kanseri tedavisinde temel yöntemler cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedavilerdir.
Tedavi planı; tümörün evresi, tipi ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
Erken evrede yapılan tedavilerde 5 yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindedir.
Metastatik evrede ise hastalık tamamen ortadan kaldırılamasa da modern tedavi yöntemleriyle yaşam süresi uzatılabilir.
Son yıllarda kullanılan immünoterapi ve akıllı ilaçlar (targeted therapy), ileri evre hastalarda dahi yaşam süresini belirgin şekilde artırmaktadır.
Yaşam Tarzı ve Önleme
Meme kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmek önemlidir.
Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkolden uzak durmak, hormon tedavilerini doktor kontrolünde kullanmak riski azaltabilir.
Ayrıca aile öyküsü olan bireylerin genetik test yaptırması, erken önlem alma açısından büyük avantaj sağlar.
Meme kanseri, erken teşhisle tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Tüm dünyada ölüm oranları düşüş eğiliminde olsa da farkındalık eksikliği ve geç teşhis hâlâ en büyük risk faktörüdür.
Bu nedenle, düzenli kontrolleri aksatmamak ve vücudun verdiği sinyalleri ciddiye almak, yaşam süresini uzatmanın en etkili yoludur.
Daha fazla bilgi için Kürşat Karadayı’nın adresini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Instagram hesabından takip ederek gelişmeleri takip edebilirsiniz.